slow cinema’ya nereden başlamalı? yavaş filmler için sabır rehberi

güneşin yavaşça ilerlediği, sinemaskop oranında bir gün batımı karesi

“yavaş sinema” (slow cinema) dediğimizde aklımıza genelde uzun planlar, az diyalog ve zamanın ağır aktığı filmler geliyor. terim, 2000’lerin sonlarından itibaren eleştirmenler arasında yaygınlaştı; ama aslında çok daha eski bir izleme biçimini anlatıyor: sahnenin kendi süresini yaşamasına izin veren sinema.

yeni başlayanlara bu filmleri öneriyorum, çünkü hepsi aynı anda iki şeyi yapıyor: sabır istiyor ve karşılığını veriyor. aşağıdaki liste kolaydan zora doğru sıralı. tabloda sürelere bakın; bir filme başlamadan önce kendinize kaç dakikalık dikkat borcu verdiğinizi bilmek iyi bir başlangıç.

başlangıç: üç sakin kapı

filmyönetmenyılsüre
pather panchalisatyajit ray1955125 dk
tokyo hikâyesiyasujirō ozu1953136 dk
mükemmel günlerwim wenders2023124 dk

pather panchali, bengal’in bir köyünde yoksul bir ailenin hayatını anlatıyor; hikâye sakin, ama duygu çok büyük. tokyo hikâyesi, yaşlı bir çiftin tokyo’daki çocuklarını ziyaretini izliyor; ozu’nun alçak kamerası ve “yastık planları” (insanların yokluğunda mekânlar) ilk kez görenler için küçük bir mucize. mükemmel günler ise bu listedeki en yeni film ve en rahat giriş: tokyo’da bir temizlik işçisinin haftası, kasetlerle ve ağaç gölgeleriyle dolu. (bu filmle ilgili yazım)

orta düzey: uzayan geceler

filmyönetmenyılsüre
uncle boonmeeapichatpong weerasethakul2010114 dk
zamanın akışındawim wenders1976176 dk
stalkerandrey tarkovsky1979162 dk
kış uykusunuri bilge ceylan2014196 dk

uncle boonmee, tayland ormanında ölmek üzere olan bir adamın geçmiş yaşamlarıyla karşılaşmasını anlatıyor; altın palmiye (2010) kazanmıştı. stalker, tarkovsky’nin “bölge”ye giren üç adamla kurduğu felsefi bir yol hikâyesi. kış uykusu ise türkiye’den bu listeye kolayca girebilecek bir film: kapadokya’da bir otel, kar ve uzun konuşmalar. ceylan’ın daha yeni filmi için kuru otlar üstüne yazıma bakabilirsiniz.

ileri düzey: ciddi zaman ayırın

filmyönetmenyılsüre
jeanne dielmanchantal akerman1975201 dk
the turin horsebéla tarr2011146 dk
satantangobéla tarr1994439 dk

jeanne dielman, 23 quai du commerce, 1080 bruxelles, bir kadının üç günlük evdeki rutinini neredeyse ders kitabı titizliğiyle gösteriyor; ritüelin bozulduğu an hissedilir. the turin horse, nietzsche’nin atı anekdotundan çıkıp bir ailenin altı günlük bir sönüşünü anlatıyor. satantango ise yedi saati aşan, macar bir ovada geçen epik bir film; tek oturuşta izlemek zorunda değilsiniz, ama bir kere izleyince zaman algınız değişiyor.

nasıl izlerim? beş küçük ipucu

  1. telefonu başka odaya koyun. yavaş sinema, dikkatin bölünmesini cezalandırır.
  2. ışıkları kısın, ses seviyesini baştan ayarlayın. sessizlik filmin parçası.
  3. **ilk yirmi dakikayı bir giriş olarak kabul edin.** filmin ritmi, siz onun ritmine alışınca başlar.
  4. uzun filmleri bölebilirsiniz. ben çoğunu iki oturumda izliyorum; film bunu kaldırıyor.
  5. bitince hemen başka bir şey açmayın. on dakika oturup ne hissettiğinizi not edin.

sık sorulan sorular

slow cinema ne demek?

uzun planlar, az kesme ve gündelik zamanın korunduğu sinema anlayışına verilen genel ad. “yavaşlık” burada bir tür değil, bir yaklaşım.

yeni başlayan hangi filmle girmeli?

sakin ama duygusal olarak ulaşılabilir bir film isterseniz mükemmel günler ya da pather panchali ile başlayın.

bu filmleri türkiye’de nerede izleyebilirim?

katalog sürekli değişiyor. türkiye’de film nerede izlenir? yazısındaki yöntemi ve cineseeker’ı kullanabilirsiniz.

bir not bırak

e-posta adresin yayımlanmaz. yıldızlı alanlar zorunludur.